30 Ekim 2020 İzmir Depremi, kentimizin toplumsal belleğinde derin izler bıraktı. 116 yurttaşımızı kaybettik, yüzlercesi yaralandı, binlerce kişi barınma ve sağlık sorunlarıyla karşılaştı. Bu acı, afetlere hazırlığın ve kamusal sorumluluğun ertelenemez bir gereklilik olduğunu hatırlattı.
İzmir Çağdaş Hekim olarak, depremin beşinci yılında bir kez daha vurguluyoruz:
Afet yönetimi, bilimsel öngörüye ve planlamaya dayanmalıdır. Kent planlamasından sağlık sistemine kadar her düzeyde risk analizlerinin güncellenmesi, altyapı denetimlerinin şeffaf biçimde yürütülmesi, afet sonrası sağlık hizmetlerinin koordinasyonunun güçlendirilmesi zorunludur.
Sağlık çalışanları afetlerin yalnızca müdahale eden unsuru değil, aynı zamanda doğrudan etkilenen kesimidir. 30 Ekim 2020 depreminde birçok sağlık çalışanı hem kendi yaşam alanlarını kaybetmiş hem de aynı saatlerde görev başında olmuştur. Bu ikili yük, afetlerde sağlık hizmetinin sürekliliğini zorlaştıran yapısal bir sorundur. İzmir Çağdaş Hekim olarak, afet yönetiminde sağlık çalışanlarının güvenliği, psikososyal desteği ve çalışma koşullarının korunmasını halk sağlığı kadar öncelikli bir konu olarak görüyoruz. Sağlık tesislerinin yapısal dayanıklılığı, acil durum personel planlaması ve güvenli toplanma alanlarının belirlenmesi teknik olarak yeniden düzenlenmelidir.
Olası afetlerde hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının hem hizmet veren hem de mağdur olma riskini azaltmak için, meslek örgütlerinin koordinasyon rolü güçlendirilmelidir. İzmir Çağdaş Hekim bu amaçla, afet anında sağlık çalışanlarının barınma, ulaşım, iletişim ve ruhsal destek ihtiyaçlarını kapsayan Afet Sonrası Sağlık Çalışanı Destek Ağı oluşturulmasını savunur. Bu ağ, tabip odası, yerel yönetimler ve kamu kurumlarının işbirliğiyle yapılandırılmalı; sağlık personelinin hem kendi güvenliğini hem de topluma kesintisiz hizmet sunabilme kapasitesini koruyacak biçimde işler hale getirilmelidir.
Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları bu süreçte yalnız gözlemci değil, aktif çözüm ortağı olmalıdır.
- Afet tıbbı alanında kanıta dayalı eğitim programları oluşturulmalı, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının hazırlık düzeyi artırılmalıdır.
- Yerel yönetimlerle birlikte çalışarak sağlık kurumlarının afet direnç planları hazırlanmalı, riskli bölgelerde hizmet sürekliliğini güvence altına alan modeller geliştirilmelidir.
- TTB’nin ulusal ölçekte Afet Sağlığı Bilim Kurulu benzeri bir yapılanmayla, sahadan gelen verileri analiz eden ve karar mercilerine yön veren kurumsal bir rol üstlenmesi gereklidir.
Bu yaklaşım, hem halk sağlığı açısından hem de mesleki sorumluluk bakımından zorunludur.
İzmir, bilimin rehberliğinde yeniden yapılanma potansiyeline sahiptir. Güvenli yapılaşma, planlı kentleşme ve güçlü bir birinci basamak sağlık sistemiyle benzer acıların önlenmesi mümkündür.
Kaybettiklerimizi saygıyla anıyor, yaralılarımızın ve etkilenen tüm yurttaşlarımızın yaşadığı travmanın unutulmadığını vurguluyoruz.
Bilimsel akıl, kamusal irade ve hekim emeğiyle, geleceğin İzmir’ini yeniden kurmak elimizdedir.
BU MEMLEKET, BU MESLEK, BU DAVET BİZİM.
İzmir Çağdaş Hekim